Diş hastalıkları, en yaygın hastalıklardandır. İstatistiklere göre, okul çağındaki çocukların yüzde 90’ma yakınında çürük dişler ya da diş bozuklukları vardır.
1964’te Dünya Sağlık Örgütü uzmanları diş sağlığını, yalnızca dişlerde değil, aynı zamanda komşu bölgelerde de hiç bir anormallik olmaması biçiminde tanımlamışlardır.
Diş koruma konusunda eğitim son derece önemlidir. Diş çürüğünü önleme yöntemlerinin en iyilerinden biri, tarama ve erken bakımlardır. Bu alanda, İsveç ve Danimarka gibi ülkeler son derece ileridir.”
‘ Korunma, dişlerin temizlenmesi, yeterli beslenme ve özellikle çocuklarda kötü alışkanlıkların önlenmesiyle sağlanır.
ÇEŞİTLİ DİŞ HASTALIKLARI Diş çürümesi
Diş çürüğü, mikropların diş minesini yıktıkları bir bakteri hastalığıdır. Mikropların yaşamak için şekere gereksinimleri vardır. Dolayısıyle bir diş çürüğünün oluşması için, mikroplar, yiyecekler (şeker) ve dayarııksızlaşmış, iyi temizlenmeyen bir diş gereklidir.
Diş çürüklerinin oluşunda şekerlerin sorumlu tutulmasının kanıtı, eskimolarm, beslenme rejimlerine şeker katmadan önce dişlerinde çürük olmamasıdır. Kuşkusuz karamela gibi yapışıcı şekerler, uzun süre dişlere yapışık kalabildikleri için son derece zararlıdır. Tükürüğün azalması da, diş çürümesi tehlikesini artırır.
Dişlerin çürümeye dayanıklılığının, kalsiyum ya da fosfor gibi bazı tuzlara bağlı olmadığı sanılmaktadır. Bununla birlikte flüorun önemli bir rolü vardır; çünkü şekerlere etkir ve parçalanmalarını azaltır.
Bir diş çürüğünün olması için, birbirine binler . ce bakteri içeren gerçek plaklar biçiminde yapışan mikroplar bulunmalıdır. Diş plağı, besin kalıntıları, şeker, tükürük ve mikroplardan oluşan, az ya da çok kalım bir sıvadır. Tükürük, gamaglobülinlerle ya da aşıyla artırılabilecek antikor destekleri içerdiğine göre, gelecekte diş çürüklerine karşı bir aşı bulunacağı düşünülebilir.
Şekerlerin bakterilerle parçalanması, asit türevleri ortaya çıkarır. Böylece, diş plağının oluşmasının engellenmesi, diş çürüklerinin sayısını azaltacaktır.
Diş destek dokusu hastalıkları
Diş destek dokusu, dişi çevreleyen her şeydir. Dolayısıyle bunları etkileyen çeşitli hastalıklara diş-destek dokusu hastalıkları adı verilir. Dişin çevresindeki destek dokusunun bozuk olduğu kişiler çok sayıdadır. Bu durumda, yozlaştırıcı diş destek dokusu yıkımından sözedilir. Dişler çene kemiğine diş-diş çukuru bağlarıyla bağlanır; bu bağlar diş kökünün semanına ve kemiğe yapışırlar. Dişeti tümünü korur.
Diş destek dokusu yıkımlarının en yaygını, diş -diş çukuru iltihabıdır. Bir dişeti iltihabı sözkonusu -dur. Dişeti kızarır, şişer, kolay kanar, sonra dişten ayrılır.
İltihap yayılır. Diş ile dişeti arasında cepler oluşur; burada mikroplar çoğalır ve yavaş yavaş kemik etkilenir. Dişler oynamaya başlar ve düşer.
Başlangıçta dişeti iltihabı, kesinlikle diş çürümesinden sorumlu bakteri plağına bağlıdır. Bu plakta, mineral tuzlar birikebilir ve kalsiyum bağlanabilir. Böylece sert bir plak olan ve dişetini tahriş e–derek iltihaba yolaçan dişeti taşı oluşur. O zaman, kalıntılar dişlerde durabilir ve dişeti iltihabına yolaçabilir.
Diş eninde sonunda düşecektir. Böylece ağız boşluğunda büyük bir değişiklik ortaya çıkar. Çukur, mikropların üremesi için bir yuva yerine geçebilir. Çiğneme sırasında çenelerin hareketleri artık tam anlamıyla normal değildir. Protezler kötü konur, kötü ayarlanırsa ya da eskirse de aynı şey olur-. Dişeti dokusu için bir tahriş kaynağıdırlar.
Kürdanlara, ağızdan hava almaya, cisimlerin ısırılmasına, v.b. bağlı az ya da çok bilinçli tahrişler ve dişlerdeki oluşum bozuklukları da bu anormalliğe yolaçan etmenlerdendir.
Çocukluktan başlayarak erken bir diş korumayla, diş destek dokusu rahatsızlıklarından kaçınmak gerekir: «Siz dişlerinize’ne kadar önem verirseniz, onlar da size o kadar bağlanırlar».
Herkesin diş durumuna göre, sıklığı diş hekimi tarafından saptanan biçimde, düzenli olarak dişler di$ hekimine temizletilmelidir. Ayrıca diş hekimine düzenli gitme sayesinde, başlangıç halindeki öteki bozuklukların saptanması sağlanır.
Diş bakımı, yani düzenli ve doğru biçimde dişlerin fırçalanması (özellikle fırçalama her yemekten sonra, yiyecek kalıntılarını uzaklaştırmak ama>-cıyla yapılırsa), dişeti taşları oluşumunu azaltır.
Dişetleri kanarsa, soluk kötü kokmaya başlarsa ya da dişlerde sallanma eğilimi görülürse, bir diş hekimine danışmak gerekir.
Dişlerdeki yerleşme anormallikleri
İnsanların çoğunun gülümsemesi sevimli değildir. Bu, bazen çocukta süt dişlerinin bakımsızlığına, bazen kötü alışkanlıklara (başparmağın emilmesi ya da süt çocuğunda dilin emilmesi), bazen oluşum bozukluklarına (çok büyük, çok küçük ya da kötü yerleşmiş dişler) bağlıdır.
Süt çocuğunun başparmak emme gibi kötü alışkanlıklara kapılmasını önlemek gerekir. Beslenme sıvı biçiminde olmalı ve ilk kesici dişler çıkmadan hiç bir katı madde verilmemelidir.
Ayrıca, çocuk dili yardımıyla katı maddeleri yutmak gibi kötü alışkanlıklar edinirse, bunun ya-mek sürelerini uzatmak ve katı yiyecekleri alma güçlüğü gibi tehlikeleri vardır. Çocuklar çok düzenli olarak diş hekimine götürülmelidir. Diş hekimi, bazen, bir süt dişini çektikten sonra 2 dişin arasına küçük bir aygıt koyarak, bunların birbirinden uzak kalmasını sağlayabilir. Çocukta süt dişleri aralık-lıysa ana-babanm kaygılanmaması gerekir. Gerçekten, normal dişler, süt dişlerinden çok daha geniştir ve bir diş kesin halini aldıktan sonra bile, çene gelişmesini sürdürür.
Çocuklara düzeltici aygıtlar kabul ettirmek gerekir; çünkü, daha sonra ana-babalarma bu yüzden teşekkür edeceklerdir. Genellikle gençlerdeki aygıtlar, tedavi ediciden çok, hafif bir bozukluğun ağırlaşmasını önleyici niteliktedir; oysa yetişkin çağda-kilerde kullanılan aygıtlar tedavi edici niteliktedir. Çocuklukta tedavi edilmeyen ve ancak erişkin çağda ortaya çıkan oluşum bozuklukları için, bir uzman tarafından önerilen hareketsiz aygıtlar gereklidir.
Ana Sayfa
Şiir
Makaleler
Haberler
Fotoğraflar
Biyografi





