Hiç unutmak sözcüğünü hatrına getirmeden özledin mi sevgiliyi sevgiyle? Hiç gelmeyeceğini, sevmeyeceğini, özlemeyeceğini ve üstelik düşünmeyeceğini bile bile saatler süren hayal hapishanesine kilitledin mi kendini? Acın daha çok tazeyken, çevrendeki herkes ”Geçecek” diyor ama sen tüm mazoşistliğinle tekrar tekrar düşünmekten kendini geri çekemezken o öldüren acıyı yaşattın mı her bir hücrene defalarca? Oldu mu sana hiç ”Benliğinin” yabancı geldiği? Bana oldu, olmakta…
Aşkın verdiği müthiş hazla yükselişler hızlı ve süratli oluyor. Kanatlarını yavaş yavaş, ağır ağır ve yorulmadan çırpmaktansa o heyecanla dakikada zilyon tane kanat çırparak rekora koşuyorsun ve yolu yarılamadan yorulacağını hesaba katmıyorsun. Savaşmaktan yorulduğun ve pes etmeye koştuğun zamanlarda kapını çalıyor acı ve sen en büyük tutsaklığını yaşıyorsun. Ne gidebiliyor ne de kalabiliyorsun. Avucunun içinde birkaç anı parçasını sıkıp sıkıp avuç içini hergün defalarca kanatıyorsun. İçin kanıyor, biliyorum. Çok acı çekiyorsun, hissediyorum. ”Bir daha onun gibisini nasıl bulacağım tanrım!” diye umutsuzluğa kapılıyorsun. Hepsini bende yaşıyorum. Hepimiz yaşıyoruz. Lakin hepimizin eşit olmadığı tek bir durum varsa oda; güç sınırıdır arkadaş!
Acıyı kucakladığımız zaman belli ederiz asıl gücümüzü. Ve o zaman gösteririz aslında gerçekte ”Kim” olduğumuzu. Karşıdaki insanın canını yakmak pahasına; içimizde fırtınalar kopmasına rağmen ”Gülümseriz” her ne kadar bencilce(!) iyi olmasını istemesekte -bizim için acı çektiğini görmeliyizdir çünkü- ”İyi ol!” diyebiliriz. Ve işte o an sonsuza dek çekip gidebilmeliyiz.
Ana Sayfa
Şiir
Makaleler
Haberler
Fotoğraflar
Biyografi

(5 oy, ort: 4,80 - 5)





Gerçek aşk’a hasret çeker olduk, sormayın.
yalan yanlış insanlar tanıdık, yormayın.
Aşkı unuttuk, hatırlatmayın.. güzel yazınızdan dolayı teşekkür ederim.